5 KASIM 2006
GATA: "Ecevit 22.40'da dolaşım ve solunum yetmezliği
sonucu vefat etmiştir. Türk Milletinin başı sağ olsun.''

Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nden yapılan açıklamada, Bülent Ecevit'in 5
Kasım 2006 günü saat 22.40'da dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu vefat
ettiği belirtildi.
GATA'dan konuya ilişkin yapılan açıklama şöyle: ''18 Mayıs 2006 tarihinden bu
yana GATA Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanlığı Yoğun
Bakım Ünitesinde takip ve tedavisi yapılan Sayın Bülent Ecevit'in stabil
seyreden solunum ve dolaşım fonksiyonları son bir haftadır giderek bozulmuş
ve uygulanan tedavilere yanıt alınamamıştır.
Sayın Bülent Ecevit, 5 Kasım 2006 günü saat 22.40'da dolaşım ve solunum
yetmezliği sonucu vefat etmiştir. Türk Milletinin başı sağ olsun.''
Elele Büyüttük Sevgiyi
birlikte öğrendik seninle
avucumuzda yüreği çarpan
kuşa sevgiyi
elele duyduk kumsalda denizin
milyon yılda yonttuğu
taşa sevgiyi
tırtılları tanıdık seninle baharda
tırtılken daha sevmeyi öğrendik
sevgiden üreyen kelebeği
toprağı evimiz gibi sevdik seninle
birlikte sevdik kuru toprakta
ev kuran köstebeği
köstebeğinden toprağına taşına
tırtılından kelebeğine kuşuna
elele sevdik bu dünyayı
acısıyla sevinciyle sevdik
yazıyla kışıyla sevdik
köy - köy ülke - ülke
gökler gibi sardı dünyayı
yağmur gibi sızdı dünyaya
dünya kadar oldu sevgimiz
elele büyütüp elele derdik
elele derip insana verdik
verdikçe çoğalan sevgimizi
Bülent Ecevit
[/color] [/b]
Bülent Ecevit kimdir?
Türk siyasi yaşamında ''Karaoğlan'' olarak anılan ve ''Üçüncü Adam''
yakıştırması yapılan Bülent Ecevit, siyasetin son yarım asırlık dönemine damga
vuran simge isimlerdendi.
Türk siyasetine ''Ak Güvercin'' ve ''Mavi Gömlek'' fenomenlerini kazandıran
Ecevit, ''şair'' yanı ve ''zarif üslubuyla'' da siyaset dünyasında farklılığını hep
hissettirdi.
Bülent Ecevit, 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul
Amerikan Kolejinden 1944 yılında mezun olan Ecevit, üniversiteye devam
ederken bir yandan da Basın-Yayın Genel Müdürlüğünde İngilizce çevirmeni
olarak çalışma yaşamına başladı.
Sınıf arkadaşı Rahşan Ecevit (Aral) ile 1946 yılında evlenen Bülent Ecevit, aynı
yıl okulu yarım bırakarak Londra Basın Ateşeliğinde görev aldı.
Ankara'ya 1950 yılında dönen Ecevit, Ulus gazetesinde sanat eleştirmenliği,
fıkra yazarlığı ve çevirmenlik yaptı. Ulus gazetesi kapanınca Yeni Ulus ve
Halkçı gazetelerinde yazmayı sürdüren Bülent Ecevit, 1954 yılında ABD'ye
giderek 3 ay Winston Salem Journal gazetesinde çalıştı.
Bülent Ecevit, 1957'de Rockefeller bursuyla ikinci kez Amerika'ya gitti.
Harvard Üniversitesinde 8 ay Ortadoğu tarihi ve sosyal p*i*oloji üzerine çalıştı
ve aynı yıl yurda döndü. Milliyet gazetesinde de günlük yazılar yazan Ecevit,
Forum dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı.
-SİYASETE İLK ADIM-
Ulus gazetesinde çalışırken, 1954 yılının Ocak ayında CHP Çankaya Gençlik
Ocağı'na üye olarak aktif siyasi yaşama adımını atan Bülent Ecevit, 27 Ekim
1957'de CHP Ankara Milletvekili olarak TBMM'ye girdi.
Ecevit, 12 Ocak 1959'da İsmet İnönü'nün listesinden CHP Parti Meclisi'ne
seçildi, 1961-1965 arasında da İnönü hükümetlerinde Çalışma Bakanı olarak
görev yaptı.
CHP'nin 18 Ekim 1966 tarihinde yapılan 18. Kurultayı'nın ''parlayan
yıldızı'' olan Ecevit, önce ''çok genç'' bulduğu için itiraz eden İnönü'nün
onayını alarak genel sekreter oldu. Ecevit, artık partinin ikinci adamıydı.
Partide 12 Mart Muhtırası'nın ardından kurulan Nihat Erim'in başbakanlığında
kurulan hükümete katılıp katılmamak konusu iç tartışmalara yol açtı ve
hükümete girilmemesini isteyen Ecevit, 21 Mart'ta genel sekreterlik görevinden
istifa etti.
-GENEL BAŞKANLIK DÖNEMİ- CHP'nin 5 Mayıs 1972'de yapılan 5. Olağanüstü Kurultayı, İnönü-Ecevit
çekişmesine sahne oldu.
Ecevit yanlısı Parti Meclisi, kurultaydan güvenoyu alınca, İsmet İnönü, 8
Mayıs 1972 tarihinde, 33 yılı aşkın bir süre bulunduğu genel başkanlık
görevinden istifa etti. Bu gelişme üzerine 14 Mayıs 1972'de toplanan özel
kurultayda, Ecevit, CHP Genel Başkanlığı'na seçildi.
Bülent Ecevit, siyaset sahnesinde, 1973 seçimlerinden itibaren ''Karaoğlan''
olarak anılmaya başlandı. Bu seçimlerde CHP, yüzde 33.3'lük oy oranıyla 185
milletvekili çıkardı. Seçimin ardından CHP, MSP ile koalisyon kurarak iktidara
gelirken, Bülent Ecevit, 6 Şubat 1974'te ilk kez başbakanlık koltuğuna oturdu.
Bu dönemde Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleştirildi.
Seçim kampanyası döneminde Ecevit için sık sık kullanılan ''Karaoğlan''
ismi, başbakanlığı döneminde yaşanan Kıbrıs olayıyla pekişirken, Karaoğlan'a bir
de ''Kıbrıs Fatihi'' eklendi. Kuruluşundan yaklaşık 7 ay sonra, 18 Eylül 1974
tarihinde, Ecevit'in istifasıyla koalisyon hükümeti bozuldu.
Partisi, 5 Haziran 1977'de yapılan genel seçimlerde 41.4 oy oranı ile 213
milletvekili çıkaran Ecevit, 21 Haziran 1977'de azınlık hükümetini kurdu ancak 3
Temmuz'da TBMM'den güvenoyu alamadı.
Bunun üzerine kurulan 2. Milliyetçi Cephe Hükümetini oluşturan partilerde yerel
seçimlerin ardından iç çalkantı doğdu ve milletvekili istifaları yaşandı.
Ecevit, cephe hükümetini oluşturan partilerden kopan bağımsız
milletvekillerinin de desteğiyle 17 Ocak 1978'de kurulan hükümette 21 ay
süreyle yeniden başbakanlık koltuğuna oturdu.
İç çatışmalarla boğuşan CHP'nin oyları 14 Ekim 1979'da yapılan ara
seçimlerde gerileyince Ecevit, 16 Ekim'de hükümetten istifa etti.
-HAMZAKOY'DA ''MİSAFİRLİK''- Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ülke yönetimine el koyduğu 12 Eylül 1980'de gece
saat 03.00'te evinden alınan Ecevit, Rahşan Ecevit ile birlikte
Hamzakoy'a ''TSK'nın misafiri'' olarak götürüldü.
Hamzakoy'daki ''misafirliği'' 11 Ekim 1980 tarihinde sona eren Ecevit, 30 kim
1980'de CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etti.
Siyasi partiler 15 Eylül 1981'de kapatılırken, Ecevit 21 Şubat 1981
tarihinde kamuoyunun karşısına, ''Arayış'' dergisinin yayın danışmanı olarak
çıktı.
Bülent Ecevit, 3 Aralık 1981'de konuşma ve yazı yasağı getiren MGK
bildirisine muhalefetten girdiği cezaevinde 2 Şubat 1982 tarihine kadar kaldı.
Siyasi yasaklı olan Ecevit, sonraki süreçte de yazıları ve demeçleri
nedeniyle sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı ve bir süre cezaevinde yattı.
-DSP SÜRECİ- Bu dönemde DSP'nin kuruluş çalışmaları sürdürülürken, Bülent Ecevit, siyasi
yasağı devam ettiği için partinin kuruluşunda doğrudan görev almadı.
Ecevit, 14 Kasım 1985'te kurulan partinin kuruluşunu, 14. yıldönümünde şu
sözlerle anlattı: '12 Eylül döneminde yoğun bir demokrasi mücadelesi verdik.
Mücadelenin güçlüklerini göze almayanlarla yollarımız ayrıldı ve DSP'yi kurduk.
Ben o sırada yasaklıydım. Partinin kuruluşuna Rahşah Ecevit öncülük etti. Çok
zor koşullarda genel başkanlığı üstlendi. Rahşan Ecevit'in, kurucusu olduğu
Köylü Derneklerinden gelen örgütlenme deneyimi vardı. O deneyimi DSP'ye
aktardı.
Paramız yoktu... Fazla bir desteğimiz de yoktu. Ama azmimiz vardı. Rahşan
Ecevit, iki odalı bir bodrum katında, bir avuç arkadaşıyla görevi başladı.
İğneyle kuyu kazarcasına çalışarak, partinin sağlam bir zeminde güçlenmesine
ve doğrultu tutarlılığına ödünsüz özen gösterdi. Bu davranış da giderek DSP'yi
halkın güvenini kazandırdı.''
-ECEVİT, DSP'NİN GENEL BAŞKANI- Siyasi yasakların 6 Eylül 1987 tarihinde yapılan referandumla kaldırılması
üzerine, 13 Eylül'de Bülent Ecevit eşi Rahşan Ecevit'ten DSP Genel Başkanlığını
devraldı.
Kısa bir süre sonra yapılan genel seçimlerde partisinin iyi sonuç
alamaması üzerine görevinden ayrılan Ecevit, 1989 yılında yapılan olağanüstü
kurultayda yeniden Genel Başkan seçildi.
Bülent Ecevit, 20 Ekim 1991'de 12 Eylül'den sonra ilk kez Zonguldak
Milletvekili olarak TBMM'ye girdi. DSP'nin oyları 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan
erken genel seçimde yüzde 14.64'e, milletvekili sayısı 76'ya yükselirken;
Ecevit, 30 Haziran 1997 tarihinde ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz
başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev
aldı.
Koalisyon hükümetinin gensoruyla düşürülmesinin ardından, Bülent Ecevit, 11
Ocak 1999'da DSP azınlık hükümetini kurarak 4. kez başbakan oldu.
Partisinin 18 Nisan 1999'da yapılan seçimlerden yüzde 21.71 oy oranıyla birinci
parti olarak çıkması üzerine hükümeti kurmakla görevlendirilen Bülent Ecevit,
28 Mayıs 1999'da kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yeniden başbakanlık
koltuğuna oturdu.
Bu dönemde sağlık sorunlarıyla ilgili zaman zaman spekülasyonlar yapılan
Bülent Ecevit, 4 Mayıs 2002'de rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Tedavisi
aralıklarla sürdü.
Ecevit'in rahatsızlığı sırasında hükümete yönelik tartışmalar ve erken
seçim talepleri de siyasi gündeme damgasını vurdu. Bu tartışmalar parti içine
de yansıdı. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın 8 Temmuz'da görevinden
ve partiden istifasını yeni istifalar izledi.
İstifalarla koalisyon hükümeti TBMM'deki sayısal desteğini yitirirken, erken
seçim kararı alındı ve 3 Kasım 2002'de yapılan erken genel seçimlerde yüzde
1.22 oy alan DSP, parlamento dışında kaldı.
-AKTİF SİYASETE SON- Genel başkanlıktan ayrılma kararını 3 Kasım seçimlerinden önce olduğu gibi
seçimlerden sonra da zaman zaman dile getiren Bülent Ecevit, 22 Mayıs 2004
tarihinde düzenlediği basın toplantısıyla halefini ilan etti ve görevi Genel
Başkan Yardımcısı Zeki Sezer'e devretmek isteğini belirtti.
DSP 6. Olağan Büyük Kurultayı'nda 1954 yılında CHP Çankaya Gençlik Ocağı'na
üye olarak başladığı aktif siyasi yaşamına son veren Bülent Ecevit, o tarihten
sonra da yaptığı bazı açıklamalarla gündem yarattı.
18 Mayıs 2006 tarihinde geçirdiği beyin kanamasının ardından GATA'ya
kaldırılan Bülent Ecevit, uzun süren tedavi sürecinin ardından bugün yaşamını
yitirdi.
-ŞAİR VE YAZAR ECEVİT- Bülent Ecevit, siyasi yaşamının yanı sıra yazar ve şairliği de birlikte
yürüttü.
Sanskrit, Bengal ve İngilizce dillerinde çalışma yapmış olan Ecevit
Rabindranath Tagore, Ezra Pound, T. S. Eliot, ve Bernard Lewis'in yapıtlarını
Türkçe'ye çevirdi.
Kendi yazdığı şiirleri de kitap halinde yayınlayan Ecevit'in şiirleri Almanya,
Sovyetler Birliği, Romanya, Yugoslavya, danimarka ve İsveç'te yayınladı.
Şair kimliğiyle yazdıklarını Şiirler, Işığı Taştan Oydum, El Ele Büyüttük Sevgiyi
adlı üç kitapta toplayan Ecevit'in siyasi kitaplarından bazıları ise şöyle: Ortanın
Solu, Bu Düzen Değişmelidir, Atatürk ve Devrimcilik, Kurultaylar ve Sonrası,
Demokratik Sol ve Hükümet Bunalımı, Demokratik Solda Temel Kavramlar ve
Sorunlar, Dış Politika, Türkiye/1965-1975, Umut Yılı: 1977.
''ÖZGÜRLÜĞÜ YİTİRDİK DOSTLAR''- Bülent Ecevit, ''Özgürlüğün ardından bir ağıt söylev'' başlıklı şiirinde,
yitirilen bir değerin ardından, kendi yaşamının da temel ögesi olan ''umut''
ve ''sevgi'' ile şöyle seslenir:
''özgürlüğü yitirdik dostlar
ardından bir çift sözüm var
havaya benzerdi biraz
varlığı duyulmazdı özgürlüğün
yokluğu dayanılmaz
'saklamayın' derdi özgürlük 'beni kendinize
esirgemeyin beni ellerden
esirgendikçe tükenirim çünkü
paylaşıldıkça çoğalırım ben'
oysa kendimize kalsın diye özgürlük
ona bahçelerde duvarlar ördük
uçup gitti kuş misali bahçelerden
ne eller gördü hayrını ne biz gördük
'yurttaşlar' derdi özgürlük 'bu devleti
sizler yöneteceksiniz el ele
yaşatabilmek için beni
yaşayabilmek için benimle'
oysa dünyalarımız öylesine küçüktü
devlet öylesine büyük
yönetilmek öylesine rahattı
yönetmek öylesine yük''
Haber7 com