Video İzle, Komik videolar, Video Klip, flash oyun, hazır ödevler, slayt, radyo, canlı tv, program , indir > 
(¯`·._.• Kültür-Sanat •._.·´¯)
 > Tiyatro-Sinema > kukla sanatı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: kukla sanatı  (Okunma Sayısı 148 defa)
Mart 21, 2006, 01:53:17 ÖS
BeRKaN
Web Tasarım Takımı
Deneyimli Üye
***

Karizma Gücü: 43
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 190


FORUMUNA SAHİP ÇIK! BEN GERİ GELDİM İŞTE.


WWW
« : Mart 21, 2006, 01:53:17 ÖS »




merhaba
ülkemizde kukla tiyatrosuna olan ilgisizligi ve unutulmuslugu
gidermek amaciyla kukla oyunlari sergilemek istiyoruz,fakat elimizde
yeterli kaynak ve malesef oyunlar yok.Bu yüzden sizlerden elinizdeki
kaynaklarin kendilerini yada adlarini veya nerden edinebilecegimi
ögrenmek istiyorum.Yardimlariniz için tesekkür ederim.
Logged

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
Mart 31, 2006, 01:20:11 ÖS
Ejder
Deneyimli Üye
***

Karizma Gücü: -4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 217


Ya severiz ya Döveriz Biz ADANALIYIZ!!!


« Yanıtla #1 : Mart 31, 2006, 01:20:11 ÖS »



Dünyada Kukla ve Gölge Oyunları ve Karagöz

Yaşamın kolay anlatılması ama anlatılırken akılda kalıcı olması sanatın ana hedeflerinden biridir.Yaşam kolay olmadığı için anlatılması da bir o kadar zordur. İşte bu zor noktadan itibaren yaşamdaki hedefe ulaşmak için sanatın katkıları ile yaşamın kolaylaşıtırılmasına yönelik yeni hedef ve birikimler sanatın izleyicisine aktarılıyor. İzleyici bu birikimleri mantığı ile sentez edip yaşamı ile barışık, ama hedefine ulaşabilmek için mücadeleci bir yapı kazanıyor. Kazandığı bu yapı ile yaşadığı toplumda var olan yanlış ve doğru algılamaları ile başkalarının yaşamına da katkı sunuyor. Yani yaşamını paylaşıyor. İşte bu sanatın gücüdür.

Geçmiş çağlarda insanoğlu yaşamındaki korkularını, umutlarını, başkalarıyla paylaşmak istediği yaşam kesitlerini anlatmak için hep ritüellerin özelliklerini kullanarak yaşamını kolaylaştırmaya çabalamıştır. İşte Kukla ve gölge bu noktada yaşama girmiş ve sanatsal bir güç kazanmıştır. İnançlara destek malzeme, korkulara karşı korunak, sevinç'e ortak olarak paylaşılan bu güç, çok sonraları sanat olarak teknolojinin de desteği ile işlevini devamettirmiştir.

Kukla; insanoğlunun elinden çıkmış ve yine onun elinde hayat bulan bir sahne sanatçısıdır. Günümüzde Kukla ve gölge sanatı ileri teknolojinin de yardımı ile çok farklı boyutlara ulaşmış; hatta hayal gücünü bile zorlamaya başlamış, sanatçıları başka arayışlara ve ortak üretimlere yöneltmiştir.Eğer biz kuklayı teknolojinin nimetleri ile donatırda,ona hayat veren gerçek sanatçısının elinden alırsak o zaman sanat olmaktan çıkar ya bir robot olur ya da bir ritüel olarak yaşamda yanlış bir yerde kalır. Bu cansız varlığa can veren sanatçının bu sanatı doruğa çıkaran emeği, teknoloji ile birlikte yok sayılmaktadır.

Zaten günümüzde görsel sanatlardaki teknolojik gelişim tüm sanatların etkisini yok edecek konuma gelmiştir. Bilgisayarlarda yaratılan üç boyutlu sanal resimler fırça darbeleri ile yaratılan ve emek kokan resimleri gölgesine almaya başladı bile. Müzik desen o da elektronik aygıtların ellerine teslim edildi. Çocukların oyuncaklarına bakacak olursak; bu kapkara tabloyu çizmeme hak verirsiniz her halde. Kuklayla aktarmak istediğimiz yararlı bilgiyi robotlardan öğrenen çocuk kukla perdesini seyircisiz bırakacaktır.

İşte bu kaygılarla hareket yeni kukla tasarımcıları, kuklayı bir robota döndürmeye ve onu ticari zaferlere doğru koşturmaya çalışmaktadır. Ama gerçek kukla sanatçıları da yok değil bu dünyada. Kendi kültürlerinin geleneksel yapısı içinde yer alan kukla sanatını yaşatmaya çalışan bir avuç gerçek sanatçı, bu sanatın gücü ile seyircisinden desteğini alıyor. Ama bu sanatın ayakta kalması ve ileri teknoloji ile savaşması, ülkelerin kültür politikalarının yaratıcıları ile, yaşatmaya yönelik sanatçının ortak bir çizgi de buluşması ile olacaktır. Bu ortak çizgi, karşılıksız ve sınırsız destektir.

Gölge tiyatrosu kuklaya göre biraz daha şanslı bu konuda. Sadece gelişmeye yönelik teknolojik yenilikler gölge tiyatrosuna boyut kazandırmaktadır. Sanatsal görsel öğeler biraz daha çoğalmaktadır gölge tiyatrosunda.Örneğin önden verilen slayt resimleri ile dekor imajı yaratmak,mercekli özel spotlar kullanarak seyirciye doğru gelen veya uzaklaşan figür hareketleri sinamatik bir yapı kazandırmakta gösteriye. Sanatçısının ise yaratıcı gücünün sınırlarını genişletmektedir. Ama sanatsal gücüne sanal bir eklenti yapmamaktadır bu gelişme.

Ayrıca figür yaratmakta kullanılan malzemeler nostaljik etik kurallar ile sınırlanmadıkça görsel zenginlik bir kat daha artmaktadır. Bir kartonu oyarak yapılan figür el sanatı olarakta, görsel olarakta değer kazandırmaktadır gölge tiyatrosuna. Elbette deri ile yapılan figür de bir el sanatı olarak şahaserdir.Ama ışığı daha iyi geçiren ve renkleri daha canlı ,hareketleri daha zengin, boyutları daha büyük bir figür yaratmak için plastik malzeme ile figür hazırlamakta bir el sanatıdır. Ama kalıcılığı, dayanıklılığı, saklanabilirliği gibi konularda deri gibi güçlü değildir.

Fakat bu konuda dayatmacı olmak bu sanatın bir vitrin süsü sanatı haline gelmesine katkı sağlar sadece. Perde büyüdükçe zengin görsel öğe ve efektler kullanılabilir gölge tiyatrosunda. Ayrıca bireysel bir sanat olmaktan çıkmalı ve aynı anda daha çok hayalinin (Gölge tiyatrosu sanatçısı) dev bir perde arkasında yer alması sağlanmalı.Böylelikle ortak çalışmalar için adımlar atılacak ve evrensel sanat dili müzik ile birleşerek yaşama ayna olacak gösteriler yaratılacaktır.

Bizim ülkemizin (Türkiye) dışında böyle yaratıcı birliktelikler olduğunu biliyorum. Karagöz'e gelince; Biz sadece Karagöz ve Hacıvat ile yetiniyoruz. Onda bile bağnazca tutumlar sergileyerek, usta çırak ilişkisinde bile paylaşımcı değil, rantiyeci gibi davranıyor, böylelikle bu sanatı koruduğumuzu zannediyoruz. Oysa koruma onu gün ışığına çıkartmamakla olmaz,daha çok kişiyle paylaşmak, hatta zenginleştirilebilecek çağdaş öğeler de ekleyerek geliştirmek gerek.

 Karagöz figürü yapabilen figür ustaları yetiştirmek için geniş katılımlı, uzun soluklu kurslar düzenlenmeli ama bu kurslardan mezun olanların aynı zamanda birer Hayali(Figür oynatıcı) olduğu düşünülmemeli. Çünkü hayali dediğimiz kişi bir başka eğitimle bu sanatı icra edebilmeli. Her hayali aynı zamanda bir figür yapıcı değildir. Ama Bunun tersi düşünüldüğünde bu gün Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu, Karagöz ve Hacıvat'ın yok olma sınırına gelişinin nedeni ortaya çıkmaktadır. İyi figür yapan güzel oynatır diye bir standart yoktur ama bir kaç tane böyle sanatçı çıktı diye de böyle bir standardı da zorla kabul edemeyiz.

Çünkü bu durum rant politikası yaratmakta, çıraklık bile bir bedel karşılığı yapılmaktadır. Böylelikle de bu sanatın bacası küllenerek yok edilmektedir. Yıllarca Karagöz bizim diye Karagöze sarıldık,sıkıyoruz .Bırakın şu Karagöz'ü boğacaksınız.!Kimse kapmaz elimizden!Ortalıkta ne kadar çok görülürse o kadar bizimdir Karagöz.. Çağdaş olanı nekadar çok buluşturursak onunla o kadar bizimdir Karagöz. Çünkü Yaşama şansını onu yaşatacak sanatçıların elineterketmiş olacağız. Geleneksel kalıpların bozulmasına müsaade etmeyeceğiz tabiki.

Bunun yanı sıra tarihini yazarken evrensel duyguları yitirmeden yaşamdaki gerçek yeri ile anılmasına özen göstermemiz gerekmektedir. Mantığa ters düşen efsaneler yazmak yerine, bir halk kültürü gibi düşünüp halkın malı olmasına yardımcı olarak yaşatmaya çalışalım,yani geldiği yere teslim edelim Karagöz'ü! Karagözü elimizden alacaklar diye değil, Karagöz elimizden kaçmasın diye sakınarak koruyalım. Bir Halk kahramanı olan Karagöz yine halkının arasında yaşamalı. Tutucu, bağnaz ve rantiyecilerin elinden gerçek sanatçıların eline tutuşturulmalı Karagöz'ün sopaları. Geleneksel bir halk sanatı olan Karagöz gölge tiyatrosu özel bir ihtisas gurubu olarak düşünülerek Devletin İlgili bakanlığında birimlendirilip, Konservatuarlarda ve Güzel Sanatlar yüksek okullarında özgün bir ders olarak okutulmalı.

Mahmut Hazım KISAKÜREK
Logged

Site Gönüllüsü

Nisan 01, 2006, 12:40:44 ÖS
BeRKaN
Web Tasarım Takımı
Deneyimli Üye
***

Karizma Gücü: 43
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 190


FORUMUNA SAHİP ÇIK! BEN GERİ GELDİM İŞTE.


WWW
« Yanıtla #2 : Nisan 01, 2006, 12:40:44 ÖS »

teşekkürler ejderim...
Logged

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Rengli Theme By Burak & Forum
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.47 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu