|
çalıkuşu
|
 |
« : Şubat 02, 2007, 11:49:23 ÖÖ » |
|
Stres günlük hayatın olağan bir parçasıdır. İyi yönetildiğinde daha verimli çalışmanız için olumlu etki yaratabilir. Kötü yönetilen ya da yok sayılan stres öldürücüdür. Stres talepler karşısında vücudun tepkisidir. Oluşan baskının derecesi, bu baskıya karşı koyup koyamayacağınızı belirler.
Kitap bu satırlarla başlıyor. Zamana karşı yarıştığınız; daha hızlı olmanız gerektiğini, kendinize ve ailenize yeterince vakit ayıramadığınızı, monotoni içinde algınızı bir türlü toparlayamadığınızı düşündüğünüz; sürekli uyumak istediğiniz, yeme ve uyku bozukluğu üzerine nefret büyüttüğünüz, çevrenizdekilerin davranış ve sözlerine tahammül edemediğiniz, düşüncelerinizde dağınıklık oluştuğunu fark ettiğiniz anlar olmuştur mutlaka.
Oluyordur.
Her şeyi bırakıp gitmek istediğiniz ama bir türlü gidemediğiniz için, gidemeyeşinize ve dolayısıyla kendinize çok öfkelendiğiniz günleri bilirsiniz.
Başarınıza, sahip olduklarınıza, mutlu olmanız gerektiğini düşündüren her türlü zenginliğinize sahip çıkabilmek ve sürekliliğini sağlamaya çalışmak, onlara ulaşmaktan daha çok yormaktadır sizi.
Bir şeye ulaşmaya çalışırken harcanan enerjinin tamir edici gururu, gün gelir elde edilmiş başarıyı kaybetme endişesinin altında eriyip gider.
Stres, evet, günlük hayatın olağan bir parçası.
Bunları düşünürken elime bir kitap geçti. Setteydim, yorgundum ve artık eve gitmek istiyordum. O sırada dekorda bir köşede gördüm kitabı: “Stresle Baş Etmek” isimli kitap derhal benimle birlikte eve doğru yol aldı.
***
Oldukça ilginç ve kolay okunur, yol gösterici, şemalarla ve testlerle çözümler sunan ciddiye alınabilir bir stres yönetimi rehberi. Doğan Kitap’ın yayınladığı kitabı Gerard Hargreaves yazmış, Ali Cevat Akkoyunlu çevirmiş.
Kitapta stres yönetimi ile ilgili ipuçları var ama ben sorunu tanımlamanın çözüme giden yolun yarısı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kitabın girişten sonraki bölümünde yer alan soruları son derece ilgi çekici buldum.
Stresinizi değerlendirdiğiniz sorularla son 12 ayda başınıza gelen olayları puanlıyorsunuz. Çizelgenin sonunda elde ettiğiniz sonuç stresinizin size neye mal olabileceğini açık seçik gösteriyor.
Örneğin; boşanma 73, eşin ölümü 100, evlenme 50, iş değiştirme 39, mali durumda değişiklik 38, banka kredisi ödeme 30, olağanüstü kişisel başarı 26, uyuma alışkanlıklarında değişiklik 16, okul değiştirme 20, patronla sorun 23, yakın arkadaşın ölümü 37, ailede bir hastalık 44 puan...
Bu uzun listenin sonunda puanınız 300’ün üzerindeyse iki yıl içinde strese bağlı bir rahatsızlık geçirme olasılığınız normal bir kişiye oranla yüzde 80 daha fazla...
Ve üç aşamalı stres tablosunda üçüncü basamak ne yazık ki engellenemez ciddi hastalıklar ve ölüm ihtimali ile sonuçlanıyor.
***
Sonuç olarak her tatilin, mutlu bir kısa zaman diliminin,eğlencenin ardından unuttuğumuz bir şey var.
Olumsuz düşüncelerimiz ve endişelerimiz vücudumuzun tam ortasında sert bir blok oluşturuyor. Tuhaf bir ruh, gönül sertleşmesi başlıyor. Kolay öfkeleniyor, kolay hastalanıyor zor iyileşiyoruz. Üstelik düşüncelerin iyileşmesi karaciğerin ya da midenin iyileşmesinden çok daha zor. Ortalama rahatlama önerilerinin ya da stresi savuşturma yöntemlerinin her zaman işe yaramadığını da biliyoruz. Yoga, masaj, Pilates, yürüyüş, spor, diyet, olumlu düşünme çabası...
Hiçbirinin işe yaramadığı bir düzen içinde sağlam bir kişilik, sağlam bir düşünce yapısı ve çelik gibi bir yürek edinebilmek gerçekten çok zor.
Ama imkânsız değil.
Sonunda herkes kendi yöntemini kendisi bulacak.
|